Turist Gözünden En Kirli Şehirler ve Destinasyon Riski

Küresel turizmde destinasyon rekabeti yalnızca fiyat, deneyim ve erişilebilirlik üzerinden şekillenmiyor. 2025 yılı boyunca turist değerlendirmelerine dayalı yapılan analizler, kentsel temizlik algısının destinasyon markası üzerinde giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor. Özellikle yoğun ziyaretçi çeken şehirlerde, çevresel yönetim performansı doğrudan ziyaretçi memnuniyetine yansıyor.

Turistler Tarafından “En Kirli” Olarak Değerlendirilen İlk Beş Şehir

Ziyaretçi geri bildirimleri ve deneyim skorlarına dayalı değerlendirmede, temizlik algısı açısından en olumsuz puanlanan şehirlerin başında Budapeşte geliyor. Şehir, ziyaretçilerin %37,9’u tarafından temizlik açısından olumsuz değerlendirilmiş durumda. Onu %35,7 ile Roma takip ederken, Las Vegas %31’lik oranla üçüncü sırada yer alıyor. Florence %29,6 ile dördüncü sırada konumlanırken, Paris %28 oranıyla ilk beşi tamamlıyor.

Bu şehirlerin ortak özelliği, yüksek turist yoğunluğuna sahip olmaları ve yıl boyunca kesintisiz ziyaretçi akışıyla karşı karşıya kalmaları. Bu durum, kamusal alanların bakım sıklığı ve atık yönetimi üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.

Yüksek Beklenti, Düşük Tolerans Eşiği

Küresel marka değeri yüksek destinasyonlarda ziyaretçi beklentisi de aynı ölçüde yükseliyor. Bu nedenle, nispeten küçük çevresel aksaklıklar dahi algı tarafında büyüyerek genel deneyimi olumsuz etkileyebiliyor. Tarihi merkezlerde yoğun yaya trafiği, eski altyapı ve sınırlı temizlik kapasitesi, eleştirilerin odak noktası hâline geliyor.

Bu tablo, temizlik algısının mutlak koşullardan ziyade beklenti yönetimiyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor.

Temizlik Algısının Ekonomik ve Stratejik Etkisi

Araştırmalar, çevresel koşullardan memnun olmayan ziyaretçilerin destinasyonu yeniden tercih etme ve başkalarına tavsiye etme olasılığının belirgin biçimde düştüğünü ortaya koyuyor. Bu durum, şehir turizmi ve kültür turizmi gibi yüksek harcama potansiyeline sahip segmentlerde dolaylı gelir kaybı riskini artırıyor.

Temizlik ve çevresel düzen, bu noktada yalnızca operasyonel bir konu değil; destinasyon markasının korunmasına yönelik stratejik bir yatırım alanı olarak öne çıkıyor.

Destinasyon Yönetimi Açısından Okuma

Ortaya çıkan veriler, turizmde başarının yalnızca ziyaretçi sayısını artırmakla değil, ziyaretçi yoğunluğunu yönetmekle mümkün olduğunu gösteriyor. Temizlik, altyapı ve çevresel sürdürülebilirlik yatırımları; pazarlama ve tanıtım faaliyetleri kadar kritik hâle gelmiş durumda.

Aksi yönde hareket eden destinasyonlar için aşırı turizm, yalnızca operasyonel bir yük değil; algı, itibar ve rekabet gücü açısından yapısal bir risk anlamına geliyor.

İlk önce siz haberdar olun!

En son haberleri almak için ücretsiz bültenlerimize kaydolun.